20 Şubat 2017 Pazartesi

Referandum

Sevgili Milletim,

Tamam sağlık sistemin hiç bu kadar iyi olmamıştı. Özel hastanede bile SSK'n geçiyor, tabii ki güzel, ama tüm "Amerikan ortağı" hükümetlerin icraatları güzeldi zaten. 50'lerde Menderes geldi ihya oldun. Bizim Samsun Bafra yolu üzerindeki lokantanın ön yolu Menderes'in marifetiydi, ne güzeldi, ilk defa görüyordun kaymak asfaltı.

Nasıl oluyordu? Amerikan ortağı oluyordun ve ismi konmasa da Amerikan Mandasını kabul ediyordun, işler güzelleşiyordu. Kanınla kazandığın bağımsızlığını yavaş yavaş geri veriyordun ama yollar hoşuna gidiyordu işte.

Yolların oldu, ekonomin canlandı, yeter ki sen Amerikan himayesini kabul edeydin, her şeyin olurdu!

Bir gün geldi, 7 yıl kadar sonra, "tamam artık zamani geldi" dedi Menderes, biraz da aldığı yüksek oy oranlarına güvendi, ortağına sırtını dönüp Rusya'ya yanaştı.  Önce uçağını düşürdüler, ölmedi, sonra astılar.

Gerçi sırtını dönmese de bir "son kullanım tarihi" vardı elbet. Amerikan efendimiz öyle seneler boyu aynı adamı destekleyip de süper kahramana çevirmezdi. Bir yerde indirecekti zaten. 

...

On yıllar sonra başka bir Amerikan ortağı RTE duble yollar yaptı sana, sağlık sistemini güzelleştirdi, memleket güzel güzel gelişti, tamam. 14 yıl sonra ( ki Menderes'ten tecrübeyle iki kati daha geç )  o da sırtını döndü ABD'ye ve dönünce 15 temmuz günü darbesini yedi. Ne mutlu ki kefeni yırttı tamam, darbeyi savuşturdu, çok güzel, şimdi artik anti emperyalist, o da iyi, Amerika'ya karşı falan, süper.

Ama bir aralar dostu olmuş muydu mu düşmanının?
...

"Aynı secdeye baş koyuyorduk, ne bilelim" değil işte hikaye. Bugün RTE'nin en büyük sırrı, 2002 yılında gayet akıllı ve bilinçli bir şekilde Amerikan ortaklığına, ülkeyi çok büyük tehlikelere atma pahasına evet demiş olması.

- Bak kardeşim, biz seni iktidara getireceğiz, ama sen de FETÖ organizasyonunun ülkenin en kritik kadrolarına yerleşmesine ve Türk ordusunu yavaş yavaş tasfiye edip, kendi kadrolarını yerleştirmesine göz yumacaksın, dediler, RTE de kabul etti. Bunu itiraf etsin, gidip "evet" diyeceğim, yemin ederim.

Kandırılmadı.

Biliyordu.

Halide Edip de zamanına Amerikan mandasını istemişti, şimdi kadına vatan haini diyemem, hatalıydı sadece. Atatürk'le araları o yüzden açılmıştı denir.

RTE'ye de "vatan hainisin" diyemem, çünkü o evet demese diyecek  birilerini bulmak zor muydu o zamanlar? Değildi.

Gerçi Ata'ya aynı teklif gitse cevabı ne olurdu? "Her ne koşulda olursa olsun, hayır. Ya istiklal ya ölüm! Ya kendi kaynaklarımızla tam bağımsız yaşarız, ya da ölürüz". TC'nin kuruluş onuruydu bu çünkü.

Ama herkes Ata değildi işte. "Hadi oradan, bu millet yok olmaktan dönerek buraya geldi, gerekirse yok olur ama seninle ortaklık yapmaz" demesini beklemeli miydim RTE'nin? Çok mu geçti? O erdem kalmamış mıydı artık bu topraklarda?

Sanırım öyleydi.

Dolayısıyla RTE iyidir kötüdür bile demiyorum, sadece referandumla istediği güç, zamanında Amerikan ortağı olmuş ve devletin en kritik kadrolarını CIA uzantılarına açmış, ülkenin ordusunu darmaduman ettirmiş ve ülkeyi çok büyük bir riske atmış biri için fazla diyorum. Ve bu risk, sadece ülkeyi bir şekilde içinde olduğu kıskaçtan kurtarabilmek adına mıydı? İşte ondan hiç emin olamıyorum.

...

YAPMA! AZCIK İŞKİLLEN!

Memleketi içten çökertmeye çalışanlarla "aynı secdeye baş koyuyorduk, ne bilelim" diyenlere o kadar güvenme! Döndüler diyorsun tamam ok, ama zamanında ortaklarıydılar. Ve biliyorsun milyarları götürdüklerini. Montaj diye kendini kandırma. "Bal tutan parmağını yalar" demen bile "montajdı" demenden daha dürüstçe. Bal tutanın balın hepsini yediği zamanları da gördün, o yüzden buna iyi diyorsun biliyorum, ama bal tutanın hiç bal yememesi doğru olan. Ata balın en iyisini tutmuştu ama hepsini sen yemiştim sevgili milletim.

...

Bırak gideceği yere kadar gitsin, köprü möprü yapıyor, bu anayasayla yapabileceği kadarını yapsın ama sen sadece KENDINE güven!

"HAYIR, o kadar da değil" de ve inan sorasında gerçekten daha makul bir anayasa değişikliği teklifi göreceksin!

6 Şubat 2017 Pazartesi

Hey Jude!

Hey Jude, demiş ya adam. "Don't carry the world upon your shoulders"

Bütün dünyanın sorumluluğunu taşımaya kalkma.

İlle de her şeyi mükemmel yapmana gerek yok.

Geçmişini sorgulayıp, "her şeyi harika yapamadım" diye kendini yeme.

Ömar Hayyam Beatles'dan 1000 sene falan önce söylemiş aynı şeyi. İki gün var ki bu hayatta,
yaratılmasa da olurdu demiş: Dün ve yarın. Niye?  Dünü düşünmeyi bırak. Dünden öğrendin bitti.
Her şeyi mükemmel yapamadın tamam.  Olsun ( Let it be). Bak Beatles'tan 1000 yıl önce aynı laf.

Yarın için kaygılanmayı da bırak. Bütün dünyanın yükünü omuzlarında hissetme. Kalbine bak sen.
O ne derse yap, gerisinde günahsızsın. Sen yaratmadın ki evreni. Yaratan düşünsün.

Sen kalbine bak.

Ne dünkü beceriksizliğinden pişman ol, ne yarından kaygılan.

3 Şubat 2017 Cuma

Ahlak Kültürü ve Din Bilgisi

600 lü senelerde yeryüzüne gelmiş bir peygamber kölesini azad etti. Aynı zamanlarda da sakal bıraktı.

Takipçileri sakalı "sünnet" deyip örnek aldı, ama köle pazarları taa Osmanlı'nın son senelerine kadar 1300 sene daha açık kaldı.

Peygamber sünnetiydi köleliğin kalkması ama sakal sünneti örnek alındı, köle azad etmeyi kimse örnek almadı. 

Avrupa 1800 lerin sonunda  ancak tartıştı köleliği. Filmi vardı hatta adı aklımda yok.

...

Benim dinimin peygamberinin 600 lerde söylediğini insanoğlu 1400 sene sonra yaptı.

Hadi Avrupalı gavurdu da, biz nasıl aldandık? 

Peygamberîm malının kırkta birini ver ki dünyada fakir kalmasın demişti. Nüfusunun yüzde 98'i müslüman olan bir ülkede bordro mahkumları hariç hiçbir kul yıllarca vergi mergi ödemedi. Kuyumcu benden az vergi veriyordu. Neyse ki biraz vergi toplayabiliyor artık devlet, ama dünyanın vergi memurlarıyla, dünyanın parasını harcayarak.

Ters döndü peygamberim mezarında muhtemelen. Yüzünü gözünü kapadı, görmedim duymadım bunları dedi.

...

Niye oldu ki bunlar?

Kuran'ın kelimelerini anlamamaktan mı?

Peygamberin gerçek mesajını bilmemekten mi?

Bilip umursamamak olamaz, en azından masum halkım için olamaz, onlar bilse yürekleri elvermez.

Okullardaki "din kültürü ve ahlak bilgisi"  derslerinin "ahlak kültürü ve din bilgisi" dersleri adında olmamasından mı? Önceliklendirme mi yanlış? Ya da aslında ahlakın bir kültür olup dinin bir bilgi olmasından mı?

"Ahlak" denince bu toplumda akla sadece kadın namusunun gelmesinden mi? İlk aklımıza o gelir ya: "Ahlaksız kadın".  "Ahlaksız erkek" gibi bir kelime grubu duymamışızdır mesela. "Ahlaksız erkek mi?". Gey falan mı yani? Ne demek ahlaksız? Ahlak kelimesi hemen cinselliği çağrıştırır.

"Ahlaksız adam" denirdi eskiden evet ama bugün o da pek kullanılmıyor. Hiç bir şey ahlaksızlık olarak görülmüyor artık, belki de ondan. Kişi evli barklı eşini aldatıp üstüne çoluğu çocuğu bırakıp yeni sevgilisine gidiyor, "çok aşık olmuş ama" diyorlar. Oradaki "çok" önemli. Hafifletici sebep. "Haa çok mu aşık olmuş, tamam o zaman.". Ulvi bir şey ya aşk. Aşk diyorsun, her şey bitiyor. Kardeşim aşk ahlaksız bedenlerde yeşermez ki, iyi insanların işidir aşk. O dediğin "meşk" olabilir mesela. Ya da iç gıcıklanması olur, heves olur, şehvet olur, başka her türlü kelime olur da aşk olmaz.


...

Ondan sonra da Çinliler iş seyahatine giden Türk heyetinin neden domuz eti yemekten ödleri kopup, kopya ürün üretmeleri konusunda bu kadar baskı yaptılarını düşünür durur. Kuralları yaşayan, ama  ahlakı yaşamayan bir dine mensuptur ülkemin insanları çünkü.

...

Budisdm de ahlak vardır mesela. Bizim anladığımız anlamda din yoktur o ayrı, ama ahlak vardır. Mesela bir budist rahibin kaçıracak vergisi bile yoktur. Bir şey kazanmaz çünkü. Yoksunluk ahlakı vardır, hiçlik ahlakı vardır, bir sürüsü vardır.

Hindu dinlerinde dünyanın en saçma sapan din kuralları vardır, yağmur yağıp yağmadığına bile bakarak oruç tutup günlerce aç bırakırlar kendilerini ama baskın da bir ahlakları vardır. "Bir gün canlanabilirdi o" deyip yumurta yemezler mesela. Bir ahlak vardır bu düşüncelerin arkasında.
Saçma dersin tamam ama doğaya bir saygı ve değer verme vardır. "Kardeşim ye gitsin, kartal yumurtası yemiyorsun ki, en nihayetinde endüstriyel olarak üretilmiş milyonlarca yumurtadan birini yiyorsun" dersin ama yemez, etiğine aykırıdır.

İnanmıştır bir kere. Saçmadır, ama o saçma inanışı bile bir ahlak barındırır. Adam "ben hiçbir canlının üremek için ürettiği şeyi yok etmem" diyordur.  

Ben bir oturuşta iki yumurta birden yemeye devam edeceğim ama, onu da bu ahlakı için tebrik edeceğim. Mantığı olmasa da, bir şeylere inanıyor ya, bir etik anlayışı ve duygusu var ya, hiçbir etiğe inanmayanlardan bir adım önde.

Geçenlerde bir arkadaş rakı şişesini peçeteye sarıp bana o şekilde uzatınca, "helal be kardeşim dedim, bir inanışın var ve ondan asla şaşmıyorsun ya, varsın saçma olsun".  Sevinse mi üzülse mi bilemedi. En azından bir konuda ahlakı var. Bir inancı var, o konuda iradesine hakim, etik duygusu yoğun. Ha detay kurallar saçma, olsun. Umalım ki aynı ahlakı yaşamının tümünde ve daha önemli davranışlarda sergileyebiliyor olsun. Rakıyı peçeteye sarmak kolay da, dilini tutmaya, elini tutmaya, belini tutmaya mesela  benzemez. Zordur gerçek ahlak. Gerçi o arkadaşım çok ahlaklı bir çocuk, o yüzden de ne kadar isterse saçmalayabilir. Lafım sadece saçmalayan ahlaksızlara.

...

Örneğin benim dinimde oruç önce günaha girmemek için, daha sonra açların haliden biraz anlamak için, en son ise o da belki biraz nefs terbiyesi ve irade eksersizi olarak tutulur. Gerçi son ikisi islam aleminin çoğunluğunun pek aklında değildir. Orucu tutar ama 30 günün sonunda da bırakır. 30 gün boyunca küfür etmez, Hürriyet'in arka sayfa güzeline bakmaz, rakı içmez, müşterisini hala sağlam sağlam kazıklayabilir, lakin ağzından asla bir "siktir" lafı bile çıkmaz çok dikkat eder.

Bayram ertesine kadar.

..

Dinimi kötülemiyorum. Sadece öz güzelliğinden mahrum kalıyoruz diyorum.

21 Temmuz 2016 Perşembe

Hassittiiiiiiiiir!!!

Obama: Sıçtık mı şimdi?
CIA Başkanı: Sıçtık valla başkanım. Daha da zittim sene darbe yapamayız dünyanın hiçbiryerinde.
Obama: Harbiden haa.. Adamlar darbe yiye yiye nasıl karşı konulacağını öğrendi.
CIA: Öyle. İlk kurtuluş savaşını veren de bu adamlar. Şimdi de darbelerden kurtulmayı öğrettiler dünyaya.
Obama: Naapsak versek mi feto yu?
CIA: Verelim gitsin başkanım, daha bi işimize yarmaz. Bi ayağı çukurda zaten.
Obama: Harbiden. Ama boyun eğmiş görünürüz olmaz.
CIA:Kanadaya gönderelim. Çiftliğinin masrafı az bi kalem değil.
Obama: Ya da çok üzülmüş olsun, kalbi elvermesin olmadı.

10 Eylül 2015 Perşembe

İŞİD for dummies

İngiltere başbakanı David Cameron'un telefonu acı acı çalar:

Obama: Aloooo.
Cameron:  Buyur abim!
Obama: Yahu biz Irak'tan çıkarken Maliki miydi neydi, onu bırakmamış mıydık?
Cameron: Evet başkanım!
Obama: E bizim çocuklar Maliki sapıttı diyor.
Cameron: Nasıl sapıttı?
Obama: Ne bileyim, gitmiş İran'a yanaşıyormuş diyorlar.
Cameron: Allah allah. Vay nankör.
Obama: Yaaa. Napcaz?
Cameron: Hep derim başkanım, bu ortadoğu milletine güven olmaz. Sırtını döndüğün anda arkandan işler çevirirler. İkisi de Şii ya ondandır başkanım.

Obama telefonun mikrofonunu eliyle kapatıp yanındaki CIA başkanına döner.

Obama:  İkisi de Şii ya ondandır diyor.
CIA Başkanı: He valla başkanım ondan galiba.
Obama: Şii ne?
CIA Başkanı: Bizim katolik, protestan gibi başkanım. Bunların da mezhepleri oluyo ya.

Obama telefonda beklettiği Cameron'a döner.

Obama: Tamam David, döncem sana.
Cameron: Tamam başkanım.


Sessizlik olur. Obama karşısındaki CIA başkanına gözlerini diker. CIA başkanı bir süre bakıştıktan sonra gözlerini kaçırır.

Obama: La oğlum, siz ne salak adamlarsınız la!
CIA Başkanım: He valla başkanım.
Obama: Olum bi ülkeye başkan seçerken hiç mi cv sine bakmıyonuz? Iran mezhepli adam başkan yapılır mı?
CIA Başkanım: Oldu bi kere başkanım. Hata ettik.
Obama: Bi dakka şimdi bizim Tayyip Şii değil dimi?
CIA Başkanı: Yok başkanım, o sünni.
Obama: Aman ha.. Kim var şii ortadoğuda?
CIA Başkanı: Maliki dışında Esad var işte. Onun dışında yok. Onu da devirmeye çalışıyoz artık, du bakalım.
Obama: Şu Maliki'yi indirin hemen, yerine Sünni birini koyun.
CIA Başkanı: Valla başkanım, kolay olsa keşke de adamın koca düzenli ordusu var artık. Ne yapsak baş edemeyiz.
Obama: Bilmem orasını. Ülkede hala direnişçiler yok mu? Onları destekleyin.
CIA Başkanı: Var başkanım. Maliki'nin ordudan attığı üst düzey subaylar alternatif bir ordu kurma peşinde.
Obama: Tamam. Destekleyin, indirin şu herifi.
CIA Başkanı: Tamam başkanım.

CIA Başkanı çıkmak üzere ayağa kalkar.

Obama: Bi dakka. Suudi Arabistan sünni di mi?
CIA Başkanı: Evet başkanım.
Obama: Tamam. Biz sünnileri tutuyoruz yani.
CIA Başkanı: Evet başkanım. Sünni iyi, Şii kötü. Başharfinden hatırlayın isterseniz Şii, Şeytan aynı harf.
Obama: Haa güzel oldu bu.Tamam unutmam.

....

Birkaç ay sonra CIA Başkanı oval ofise girer.

CIA Başkanı: Başkanım, tamamdır. İŞİD diye bir terör örgütü bulduk. Hem Maliki, hem Esad'la savaştırıyoruz.
Obama: Süpersiniz. Nası gidiyor peki.
CIA Başkanı: Valla başkanım, zehir gibiler, Maliki'yi anında harcadılar valla..
Obama: Esad?
CIA Başkanı: Esad dişli çıktı başkanım. İran'dan ve Rusya'dan destek alıyor. Rusya alenen silah gönderiyor.
Obama: Kıyameti koparın, Rusya nasıl silah gönderir yaw?
CIA Başkanı: Valla İŞİD'le savaş için gönderiyom diyo. Birşey diyemiyoz.
Obama: Niye?
CIA Başkanı: E kamooyuna İŞİD'e karşı savaşıyoz dedik ya.
Obama: Biz mi dedik?
CIA Başkanı: Evet başkanım. Bütün terörist örgütlere karşıyız ya.
Obama: Ha öyle tabii, dimi? 
CIA Başkanı: Yalnız başkanım, kamuoyu rahatsız. Aylardır vuruyorsunuz niye bitiremediniz deyip duruyorlar. Şu Esad bi devrilse bitecek de.
Obama: He valla adam bela oldu başımıza yaw.
CIA Başkanı: Başkanım isterseniz bunu yendik diyelim, İŞİD'i kapatıp başka bi terör örgütü çıkartalım. Kamuoyu biraz rahatlasın.
Obama: La oğlum ortalığı terör örgütü doldurdunuz. El Kaide, El Nusra, İŞİD, yok şu cephesi, yok bu cephesi. Yeter aklımda tutamıyom artık. Tamam neyse, nasıl biliyorsanız öyle yapın. Naapalım burası ortadoğu, terör örgütü çok deriz.
CIA Başkanı: Evet başkanım. Çok arsız toplumlar bunlar. Habire terör örgütü kuruyorlar yaw. Hahaha.









15 Ağustos 2014 Cuma

Yeni CHP veya Yeniden CHP Kurulursa Adaylarımı Açıklıyorum

Kulaklarından tuttukları gibi partiye sokulsunlar. YCHP sevdalısı herkes kendi listesini hazırlasın. Internette bir site oluşturulsun, insanlar yeni partiye online üye olsunlar ve alternatif isimler üzerinden oylamalar başlasın.

Osman

Muharrem İnce
Emine Ülker Tarhan
Keman Anadol
Altan Öymen
Soner Yalçın
Uğur Dündar
Yılmaz Özdil
Can Dündar
Tuncay Özkan
Nil KAraibrahimgil
Rutkay Aziz
Müjdat Gezen
Nejat İşler
Cem Boyner
Ali Koç
Hakan Günday
Nihat Genç
Murathan Mungan
Bekir Çoşkun
Mustafa Balbay
Nuri Bilge Ceylan
Sırrı Süreyya Önder
Selahattin Demirtaş
Ufuk Uras
Haluk Bilginer
Pınar Selek

26 Aralık 2013 Perşembe

Başbakanın baş yiğidi

Yiğidim: Başbakanım, şu gezi olaylarında çok oy kaybettik valla.

Teyyib:: Evet Yiğidim.Naapcaz?

Yiğit: Valla ne bileyim başbakanım. Sizin tabandan olmayan ama duble yollara oy veren, aman kriz çıkmasın, ekonomi iyi gitsin de, kim ne yerse yesin diyen kesim biraz küstü size başbakanım.Bir de adamların rakısına makısına da laf ettiniz, Atalarına ayyaş mayyaş dediniz, iyice batırdınız yani.

Teyyib:: He valla biraz fazla gittim galiba.

Yiğidim:  Her neyse düşünecez bi hal çaresi bakalım. Şimdi.. Bu adamlar neye kızdıydı Başbakanım? Başbakan bizi iplemiyor dediler dimi. Basını satın almış, o kadar tava çaldık, penguen gördük dediler. Cemaat uşağı olmuş, Amerikan uşağı olmuş  dediler. Haksız yere ergenekondan, balyozdan  yatanları biliyorlardı ve ses çıkarmıyorlardı gerçi de, bi de mahkum edileceklerini tahmin etmiyorlardı, iyice Amerikan ortağı olduğumuzu anladılar artık.

Teyyib: He valla. Kötü oldu.

Yiğidim: En az bir yüzde 15 gitti.

Teyyip: Hatırlatıp durma be Yiğidim.

Uzun bir sessizlik olur. Biraz sonra Yiğid'in yüzü aydınlanır, bir anda ayağa fırlar. 

Yiğidim: Buldum başbakanım. Bu işten kurtulmanın tek bir yolu var.

Teyyib: Söyle Yiğidim.

Yiğidim: Hocam'a saygılarımı iletin, ama söyleyin ona, bir süre küfürlerimize katlanması gerekecek.

Teyyib: Nasıl yani?

Yiğidim: En eski bildik taktik başbakanım. Kendi kendimize vuracağız..

Teyyib: Anlamadım.

Yiğidim: Cemmatle kavga çıkaracaz başbakanım. Ömrünün son yıllarında Amerika'ya kafa tutmuş ve kellesinden olmuş Adnan Menderes misali, öyle yapıyormuş gibi yapacağız.

Teyyib: Eee?

Yiğidim: Eeesi, oylarını kaybettiğimiz aydın kesime "bizden daha büyük bir tehlike var" imajını sunacağız. Cemaat'i asıl öcüymüş gibi gösterip, dolayısıyla Amerika'yı da tabii, tarihinde ilk defa Amerika'ya dimdik kafa tutan hükümet ayaklarına yatacaz.

Teyyib: Heeee. Olur da nasıl yapacaz.

Yiğidim: Başbakanım, önce hocamızla konuyu konuşacaz onayını alacaz. Onların dershane işleri var ya mesela.

Teyyib: Eeee?

Yiğidim: Dersaneleri kapatmışız da onlara bi kötülük yapmışız gibi bir hava estirip kavga başlatıcaz. Aynı şekilde Amerika'nın istemediği şeyleri yapıyormuşuz da ondan dolayı saldırılmışız gibi yapıp, mağdur bir hava yaratacağız.

Teyyip: Ne gibi mesela.

Yiğidim: Iran'a altın satıp ülke ihracatını artırdık ya, Amerika da bunu istemedi hani, geçen da Temmuz  höt dedi.

Teyyip: Evet, devam et.

Yiğidim: Onu açığa çıkarıp, bakın Amerika gelişmemizi istemiyor, saldırıyor havası yaratacaz.

Teyyip: Anlamadım. Baştan itibaren tam bir anlat bakayım.

Yiğidim: Başbakanım şöyle olacak. Önce cemaatle dersane meselesi üzeri kavgaya tutuşmuş gibi yapalım. Ocak'ta kabine revizyonu zaten yapılmayacak mı? Cemaat bize yolsuzluk  yapan bakanları açığa çıkarmış gibi saldırsın. Bir süre sonra da adı yolsuzluğa karışmış bakanları görevden alalım, ki zaten alacaktık, bu da Ak partinin yolsuzluklara ne kadar hassas olduğunu göstersin.Halk bankasıyla İran'a yaptığımız altın ihracatı açığa çıksın, ne iyi birşey yapıyoruz bakın ama baltalanıyoruz demeye getirelim. 

Teyyip: Yiğidim, iyi güzel diyon da, benim tabanım da bu yolsuzluk işinden etkilenmez mi?

Yiğidim: Başbakanım, tabanınızı tıpkı hocamız gibi önceden bilgilendirmek çocuk oyuncağı.

Teyyip: Ya ters teperse, yolsuzluklar aydın kesimi etkiler, mağdur edebiyatı işe yaramazsa?

Yiğidim: Öyle şeyler İsveç'te, Japonya'da falan oluyor başbakanım yaw, son elli yıldır yolsuzluklar hangi partiye oy kaybettiriyor Türkiye'de Allah aşkına?  Hükümetler yalnızda ekonomik krizlerde  ya da darbeyle değişmedi mi bu ülkede? Yolsuzluk olmuş da hükümet mi devrilmiş? Bütün basına günlerce haber yaptırırız, cemaat ile AKP artık kavgalı, AKP milli irade tarafına geçti, Amerika'ya kafa tutuyor ayakları çekeriz. Böylece kaybettiğimiz yüzde 15%, hatta milliyetçi kesim bile hooop cebe.

Teyyip: Valla Yiğidim, ağzından bal damlıyor da, bilmem ki.

Yiğidim: Başbakanım, tutaaar, bu millet darbe yiyene mağdur kalana hep acır. Cemaat size bi vursun, bakın hepsi tekrar AKP'ye döner.

.......


İnşallah bu olmuyordur. Çünkü üç şüpheli durum var:

1. Gezi olaylarında  günlerce penguen gösteren medya, yolsuzluk işine neden anında atladı ve günlerce susmadı? Onlar da tezgahı biliyor kanımca.

2. AKP ile cemaat neden kavgalı? Dersane mi? Hah, gülerim. Cemaat getirisinin yüzde beşi belki.  Adamın sadece dersanesi mi var, özel okulları var. Sadece Türkiye'de mi, tüm dünyada. Artı birşeyin kapatıldığı falan da yok. Tayyip artık cemaatle kar paylaşmak istemiyormuş demiyor bir de, kavga ondanmış. Hangi güçle? Gezi üzerine onca oy kaybettikten sonra mı? Dersin ki anketlerde adam yüzde 70 gördü, cemaati sildi attı. Yalan.

3. Üçüncü şüpheli durum, sosyal medyada AKP tabanına mensup kişilerden en ufak bir savunma, polemik yok. Önceden susmak üzere  bilgilendirilmiş gibiler.
....

Ve maalesef kanımca  AKP şu an gezi olayları sonrasından daha güçlü. Oyuna gelmemek ve mutlaka AKP dışı bir partiye oy vermek gerek. Amerikan mandası olduğumuz gerçeğine karşı yapılabilecek iki şey var, ya bir halk ihtilali ki milletin karnı tok olduğu sürece olası görünmüyor, diğeri de Amerikalı yöneticilerimize  bir koalisyon hükümeti hediye etmek ki torba torba kanunları meclisten gün aşırı geçiremesinler. Bir daha tek partili bir hükümetleri olduğunda milli değerlerimizi bozmaya çalışmasın, milli kaynaklarımızı hacılamaya çalışmasınlar.Yani madem ki onlardan kurtuluş yok, hiç olmazsa işleri zor oluversin.