3 Şubat 2017 Cuma

Ahlak Kültürü ve Din Bilgisi

600 lü senelerde yeryüzüne gelmiş bir peygamber kölesini azad etti. Aynı zamanlarda da sakal bıraktı.

Takipçileri sakalı "sünnet" deyip örnek aldı, ama köle pazarları taa Osmanlı'nın son senelerine kadar 1300 sene daha açık kaldı.

Peygamber sünnetiydi köleliğin kalkması ama sakal sünneti örnek alındı, köle azad etmeyi kimse örnek almadı. 

Avrupa 1800 lerin sonunda  ancak tartıştı köleliği. Filmi vardı hatta adı aklımda yok.

...

Benim dinimin peygamberinin 600 lerde söylediğini insanoğlu 1400 sene sonra yaptı.

Hadi Avrupalı gavurdu da, biz nasıl aldandık? 

Peygamberîm malının kırkta birini ver ki dünyada fakir kalmasın demişti. Nüfusunun yüzde 98'i müslüman olan bir ülkede bordro mahkumları hariç hiçbir kul yıllarca vergi mergi ödemedi. Kuyumcu benden az vergi veriyordu. Neyse ki biraz vergi toplayabiliyor artık devlet, ama dünyanın vergi memurlarıyla, dünyanın parasını harcayarak.

Ters döndü peygamberim mezarında muhtemelen. Yüzünü gözünü kapadı, görmedim duymadım bunları dedi.

...

Niye oldu ki bunlar?

Kuran'ın kelimelerini anlamamaktan mı?

Peygamberin gerçek mesajını bilmemekten mi?

Bilip umursamamak olamaz, en azından masum halkım için olamaz, onlar bilse yürekleri elvermez.

Okullardaki "din kültürü ve ahlak bilgisi"  derslerinin "ahlak kültürü ve din bilgisi" dersleri adında olmamasından mı? Önceliklendirme mi yanlış? Ya da aslında ahlakın bir kültür olup dinin bir bilgi olmasından mı?

"Ahlak" denince bu toplumda akla sadece kadın namusunun gelmesinden mi? İlk aklımıza o gelir ya: "Ahlaksız kadın".  "Ahlaksız erkek" gibi bir kelime grubu duymamışızdır mesela. "Ahlaksız erkek mi?". Gey falan mı yani? Ne demek ahlaksız? Ahlak kelimesi hemen cinselliği çağrıştırır.

"Ahlaksız adam" denirdi eskiden evet ama bugün o da pek kullanılmıyor. Hiç bir şey ahlaksızlık olarak görülmüyor artık, belki de ondan. Kişi evli barklı eşini aldatıp üstüne çoluğu çocuğu bırakıp yeni sevgilisine gidiyor, "çok aşık olmuş ama" diyorlar. Oradaki "çok" önemli. Hafifletici sebep. "Haa çok mu aşık olmuş, tamam o zaman.". Ulvi bir şey ya aşk. Aşk diyorsun, her şey bitiyor. Kardeşim aşk ahlaksız bedenlerde yeşermez ki, iyi insanların işidir aşk. O dediğin "meşk" olabilir mesela. Ya da iç gıcıklanması olur, heves olur, şehvet olur, başka her türlü kelime olur da aşk olmaz.


...

Ondan sonra da Çinliler iş seyahatine giden Türk heyetinin neden domuz eti yemekten ödleri kopup, kopya ürün üretmeleri konusunda bu kadar baskı yaptılarını düşünür durur. Kuralları yaşayan, ama  ahlakı yaşamayan bir dine mensuptur ülkemin insanları çünkü.

...

Budisdm de ahlak vardır mesela. Bizim anladığımız anlamda din yoktur o ayrı, ama ahlak vardır. Mesela bir budist rahibin kaçıracak vergisi bile yoktur. Bir şey kazanmaz çünkü. Yoksunluk ahlakı vardır, hiçlik ahlakı vardır, bir sürüsü vardır.

Hindu dinlerinde dünyanın en saçma sapan din kuralları vardır, yağmur yağıp yağmadığına bile bakarak oruç tutup günlerce aç bırakırlar kendilerini ama baskın da bir ahlakları vardır. "Bir gün canlanabilirdi o" deyip yumurta yemezler mesela. Bir ahlak vardır bu düşüncelerin arkasında.
Saçma dersin tamam ama doğaya bir saygı ve değer verme vardır. "Kardeşim ye gitsin, kartal yumurtası yemiyorsun ki, en nihayetinde endüstriyel olarak üretilmiş milyonlarca yumurtadan birini yiyorsun" dersin ama yemez, etiğine aykırıdır.

İnanmıştır bir kere. Saçmadır, ama o saçma inanışı bile bir ahlak barındırır. Adam "ben hiçbir canlının üremek için ürettiği şeyi yok etmem" diyordur.  

Ben bir oturuşta iki yumurta birden yemeye devam edeceğim ama, onu da bu ahlakı için tebrik edeceğim. Mantığı olmasa da, bir şeylere inanıyor ya, bir etik anlayışı ve duygusu var ya, hiçbir etiğe inanmayanlardan bir adım önde.

Geçenlerde bir arkadaş rakı şişesini peçeteye sarıp bana o şekilde uzatınca, "helal be kardeşim dedim, bir inanışın var ve ondan asla şaşmıyorsun ya, varsın saçma olsun".  Sevinse mi üzülse mi bilemedi. En azından bir konuda ahlakı var. Bir inancı var, o konuda iradesine hakim, etik duygusu yoğun. Ha detay kurallar saçma, olsun. Umalım ki aynı ahlakı yaşamının tümünde ve daha önemli davranışlarda sergileyebiliyor olsun. Rakıyı peçeteye sarmak kolay da, dilini tutmaya, elini tutmaya, belini tutmaya mesela  benzemez. Zordur gerçek ahlak. Gerçi o arkadaşım çok ahlaklı bir çocuk, o yüzden de ne kadar isterse saçmalayabilir. Lafım sadece saçmalayan ahlaksızlara.

...

Örneğin benim dinimde oruç önce günaha girmemek için, daha sonra açların haliden biraz anlamak için, en son ise o da belki biraz nefs terbiyesi ve irade eksersizi olarak tutulur. Gerçi son ikisi islam aleminin çoğunluğunun pek aklında değildir. Orucu tutar ama 30 günün sonunda da bırakır. 30 gün boyunca küfür etmez, Hürriyet'in arka sayfa güzeline bakmaz, rakı içmez, müşterisini hala sağlam sağlam kazıklayabilir, lakin ağzından asla bir "siktir" lafı bile çıkmaz çok dikkat eder.

Bayram ertesine kadar.

..

Dinimi kötülemiyorum. Sadece öz güzelliğinden mahrum kalıyoruz diyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder